Röportajlar

Türk futbolunun efsane teknik direktörü Mustafa Denizli ile İran’daki futbol günlerini, takımı Traktör Sazi ile yapacağı transferleri ve İran’da ki geleceğini, Milli takımın yeni oluşumunu ve Euro 2020’ye gitme şansımızı ve eski günleri Deplase Dergi için konuştuk.

-Mustafa Denizli ismi İran topraklarında çok popüler bir isim. İran da daha önce görev aldınız bu topraklar da futbola nasıl bakılıyor? Ülkenin futbola karşı olan ilgisini nasıl değerlendirirsiniz?

-Dediğiniz gibi daha önce İran’ın başka büyük bir kulübünde çalıştım; bu anlamda bu benim ikinci İran seferim diyebilirim. Traktör Sazi daha çok Azeri Türklerin yaşadığı bölgede olan bir takım. Orada müthiş bir ilgi var futbola. Derbilerde toplanacak futbol seyirci sayısını ortalama bir maçta da toplayabiliyorsunuz. İran’a anlaşmaya gittiğimde 10 bin kadar taraftar beni havaalanında karşılamaya geldi fakat güvenlik nedeniyle onlarla bir araya gelemedik. Sonrasında İranlı taraftarlarımızla antrenmanda bir araya geldik çok mutlu oldum. İran’da futbola karşı çok fazla merak var. 20’nin üzerinde günlük spor gazetesi çıkıyor. İran Ligi’nde yarışın içinde olan İstiklal ve Persepolis, Traktör Sazi takımları çok biliniyor bunun dışında İsfahan, Zob Ahan ve Sepahan takımları da yarışın içine katıldı. Son yıllarda bu takımlar şampiyonluk yarışında birbirlerini zorluyorlar bizim hedefimiz ve taraftarın beklentisi ise tarihinde şampiyonluk yaşamamış takımımızla bu yarışın içinde kalarak lig sonunda şampiyonluk yaşamaktır.

-Peki, yeni takımızla transfer dönemi nasıl geçiyor?

-Transfer dönemi sağlıklı bir şekilde devam ediyor. İnşallah düşündüğümüz kadroyu oluşturursak şampiyonluk yarışının içinde mutlaka olacağız ve taraftarımızın desteği ile mutlu sona ulaşacağız.

İki tane yabancı kontenjanımız var. Bir tanesini bugün (26 Temmuz) dolduracağız önümüzde ki hafta içerisinde de diğer transferimiz yapacağız. İran’da durumu belli olmayan futbolcular var belki onların içinden bir tanesini alabiliriz.

-Eski bir Milli takım teknik direktörü olarak; Milli takımın yükselen performansı ve geleceği hakkında neler söylemek istersiniz?

-Milli takım son yıllarda aldığı sonuçlarla kamuoyu nezdinde ki sevgisini ve yakınlığını kaybetmişti. Fakat son dönemde grup maçlarına iyi bir başlangıç yaptı. Değişen teknik kadro ve biraz da futbolcu yapısı etkili oldu. Oynanan ilk iki maçın daha zayıf rakiplerle olması, fazla ses getirmedi; sadece sevinç yarattı. Arkadan gelen Fransa galibiyeti ise ülkede Milli takım yeniden var oluyor düşüncesini hâkim kıldı. Şenol hocanın gelmesiyle birlikte ortaya çıkan 3 maçta 3 galibiyet, tüm futbolseverleri ve Türk insanını heyecanlandırdı. Çünkü uzun bir süredir özellikle, Mircea Lucescu dönemi ve öncesi hedeflerini ulaşamayan bir milli takım vardı. Şu andaki milli takım puan olarak iyi bir durumda. Neticede çok ciddi bir puana sahibiz ve Fransa galibiyeti psikolojik olarak çok önemli bir galibiyetti. Fransa’yı yenip yakaladığımız havayı, İzlanda’yı yenerek yakalayamazdık. Fakat sportif gözle bakarsak İzlanda’yı yenerek 9 puana sahip olsaydık yerimizi ve gruptan çıkmayı garantilemiş olacaktık. Sonuçta bunlar çok önemli değil milli takım iyi bir yola girdi. Bu grafik böyle devam ederse kesin Euro 2020’ye katılırız. Benim Şenol hoca ve oyuncularımıza güvenim tam, bu gruptan çıkma başarısını göstereceklerdir.

-Hocam, üç büyük takımda şampiyonluk yaşadınız, yurt dışında çalıştınız, Milli takımlarda da sayısız başarılarınız var fakat tüm kariyeriniz boyunca ‘’işte bu tam anlamıyla Mustafa Denizli futbolu’’ dediğiniz, sahaya tüm istediklerinizi yansıtan futbolcu grubu hangisiydi?

-Her grupla yaşanmış başarılar vardır, her grupta görev yapan futbolcuların mutlak emekleri vardır başarı hanelerinde. Bu cevaplanması çok zor bir soru. Bir tanesini ara da kaçırırsak haksızlık etmiş olurum. Başarı, kolektif anlayışın getirdiği bir sonuçtur. Dolayısıyla bireyleri değerlendirmek bizi doğru sonucu ulaştırmaz. Neticede bu grupların başında ki insan benim. Başarılar da görev alan sadece futbolcular değildir yöneticiler ve diğer kadrolarda çok önemlidir. Şimdi üç büyüklerde olsun diğer çalıştığım takımlarda olsun başarıdan ne kadar payım varsa başarısızlıklarda da o kadar payım var. Ne kadar sevinçli günlerimiz varsa tüm yaşananlar da benim hafıza defterime kayıtlıdır. Futbol bir takım oyunu olduğu için sadece sahadaki ilk 11’den bahsetmek, çalıştığımız diğer insanlara haksızlık olur. Hepsinden keyif aldım ama futbol alarak en fazla keyif aldığım takım benim içimde kalsın onlarla müthiş keyif alarak çalışıyordum. Sonuçta skorlarla mutluluk yaşayan birisi değilim oynanan futbol ile ilgili daha çok mutlu olan biriyim. Çünkü futbol bir temaşa oyunudur. İnsanlar güzel şeyler görmek için izliyorlar futbolu.

– ‘’İçimizde ki İrlandalılar, 28.hafta, Neuchatel’i 5-0 yeneriz, Kuş alışıksa kafese döner…’’  Ve buraya daha sığdıramadığımız birçok demeciniz var. Ülke futbolunun yön verici liderlerinin başında geliyorsunuz ve bunu yaparken hiç bir zaman kötü davranışlarla gündeme gelmediniz aksine hep iyi ve güzel anıldınız şimdi spor yaşamınıza dönüp baktığınızda Mustafa Denizli kendi hayatı için nasıl bir demeç verir nasıl bir cümle ile hayatınızı özetlerdiniz?

-50 yılı bir cümleye sığdırmak kolay bir şey değil. Ben hep barışçıl tarafından yaklaştım spora. İnsanları huzur, kardeşlik, güven olguları içinde değerlendirmek istedim. Toplumsal sorumluluğu olan yerlerde görev yapıyoruz, ağzımızdan çıkacak farklı bir cümle farklı bir olaya dönüşebilir. Çünkü bulunduğumuz yerlerde milyonlar bizi takip ediyor. Onları yönlendirmek, karşı tarafa kazanabilecek bir maçı farklı amaçlarda kullanmak benim defterimde olan bir şey değildir. Sporu, spor gibi yaşamak lazım. Futbolcuyken çok fazla kırmızı kart gören biriydim fakat bu isyanımdan kaynaklanıyordu. Bütün kartlarımı hakeme karşı itirazdan gördüm. Rakibe yaptığım bir hareketten ötürü kart cezası almadım. Bu çizgide devam ettirmeye çalıştım futbol yaşantımı zaten bu çizgiyi devam ettirdiğim için büyük camialarda çalışabildim. Farklı yaklaşımlar içinde olsaydım bir yanım hep eksik kalırdı.

-Ülkemizde son yıllarda yurt dışına transfer ettiğimiz futbolcu sayısı arttı ama teknik adam transferimiz yok denecek kadar az bunun nedeni sizce nedir?

-Esasında teknik adam transferi, futbolcu transferinden daha zor bir olay. Nereden bakarsanız bakın biz çok yakından takip edilen bir futbol ülkesi değiliz. Son zamanlarda transfer olan futbolcularımız jenerasyon olarak genç futbolculardır. Bunları yurt dışından gelen ülkelerin takımları, scout ekipleri takip ediyor. Onlarla ilgili uzun yıllar istifade edebilecekleri yetenekleri görüp, yüksek meblağlar ödeyerek kâr amaçlı transferler yapıyorlar. Transfer olan futbolcular da bizi orada iyi temsil ediyorlar. Dünya ve Avrupa futbolunda ileri gidiş yok. Biz Avrupa futboluna yaklaşmıyoruz onlar bize yaklaşıyor. Dolayısıyla transferin sayısal olarak artması çok normal. Bölgesel olarak bakarsanız savunmaya dayalı aksiyonları iyi olan futbolcular transfer oluyor. Bunların içinde hücumda etkinlik yaratanın sayısı bir ya da ikidir kalan yüzde seksen savunmaya dayalı futbol anlayışına sahip oyuncular. Avrupa futbolunda defansif açıklık olduğundan transfer sayısı artmıştır.

-Buna paralel olarak ligimizde şuana kadar yapılan transferleri nasıl buluyorsunuz? Yapılan takviyelerle kimi daha çok avantajlı görüyorsunuz?

-Uzaktan takip ediyorum ama fazla ilgilenmiyorum. Türkiye’de taraftarların tabii ki de beklentileri her zaman yüksektir. Bu beklentileri medyada biraz körüklüyor. Bazı olmayacak transferleri haber yaparak taraftarlara hayal kırıklığı yaşatıyorlar sonra da taraftar tepkisi oluşuyor. Bu nedenle bir değerlendirme yapmak çok doğru değil. Zaten Türkiye’de ve Dünyada üç-dört tane favori takım vardır ligler başlarken. Bunun dışında bazı sürpriz takımlar çıkabilir. Bu sene bilinen isimler dışında sürpriz yaşanabileceğini zannetmiyorum.

-Dönem dönem her mevkide oynatacak isim bulmakta zorluk yaşıyoruz. Buna örnek olarak ligimizde son 10 yılda yerli santrfor olarak sınırlı sayıda isim çıkabildi. Bu sıkıntıyı neye bağlıyorsunuz?

-Sadece ülkemizde olan bir sorun değil bu dünyanın her ülkesinde yaşanabilen bir sorundur. Yetiştirmek; 50 yıldır bu sorunu yaşıyoruz. Futbolda her mevki sorumluluk ister ama iki bölge çok önemlidir ve ön plana çıkar. Bunların birisi atan diğeri de tutandır. Fakat en fazla eleştiriye maruz kalan da bu futbolculardır. Bu bölgeler riskin çok fazla olduğu yerlerdir. Orta mevkide hatanız çok göze batmaz. Bunun için güzel bir laf vardır; ‘’Ne küçük ol basıl, ne büyük ol asıl.’’

 

-Eski öğrenciniz Trezeguet, Aston Villa’ya transfer oldu, nasıl değerlendirirsiniz?

-Trezeguet, son derece yetenekli bir futbolcu. Son Afrika Şampiyonası’nda da harika işler yaptı. Geçen yıldan beri kafası çok karışıktı, çok fazla teklif alıyordu. Futbolcunun ruhen ve bedenen aynı yerde olması başarı grafiğini etkiler. Çok sağlıklı bir karar oldu. Hem kulüp adına hem de Trezeguet adına.

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment